Farklı Program


Farklı dünyaları yaşıyoruz. Genelde uyumlu, dengeli davranışlar bizi etkiler. Zorlamalı, gösterişe dayanan ölçülülüğü ise pek sevmeyiz.

Bizim bakış açımızdan olaylara bakmayanlar, aynı ilgiyi duymayanlar olabilir… Bazı düşünce biçimlerini “yılışık”, “sığ” “tutarsızlıklarla dolu”  bulup rahatsız olabiliriz…

Kiminin ise etkileyici ve yoğun bilgi yüklü konuşmaları, davranışları vardır. Bu arada, anlatma doymazı olanlara da sık sık rastlayabilirsiniz. Durmadan, bıkıp usanmadan anlatırlar. Yorulup da geriye dönüp baktığınızda, aslında ortada ele avuca gelen hiçbir şey yoktur.

Düşünceleri ile insanı sel baskını gibi boğan, kendini ön plana çıkaran, arkada durmayı asla kendilerine yediremeyenler de vardır. Ağızlarından çıkan sözle, davranışlarının uymadığını gördüğünüzde şaşırıp kalabilirsiniz. Üretken, coşkulu, aktif  konuşanların yanında, iki lafı bir araya  getiremeyenlerimiz de az değildir hani. Gereksiz sözcükler kullanarak meramını anlatamayan, iç dünyasına adeta ters düşen, can sıkıcı ifadeler kullanabilenimiz de bir hayli fazladır.

Kimilerinin ise kafası karışıktır. Her şeyi her şeyle karıştıran bir ucube havasından kendilerini kurtaramazlar. Bu hal sizi üzebilir. Görüşlerinin kavgasını veren, çatışan, anlayışından asla ödün vermeyenler de vardır aramızda. Bunlar, bilmek ve bildiklerini duyurmak isteyen sınıftır.

İnsanı insan yapan değerlere yan gözle bile bakmayanlar ise; yer içer, seks yapar, işten güçten arda kalan saatlerde vur patlasın çal oynasın yaşar, gül gibi geçinip giderler. Gözü kara, inançlı, kararlı ve hayatla boğuşan duyarlı kişilerden ayrılmışlardır.

Kiminin yaşamı içsel yaşantıya değil, dışa bağlı olaylar dizisi üzerine kurulmuştur.

Dünyaya sadece yaşamak için  gelmiş olanlar, düşünmeyi, sorgulamayı öteye hazırlanmayı yeğlemezken “Ben kimim?” sorusunu akıllarının ucuna bile getirmezler. Bu türleri de unutmayın.

Kısacası; umutsuz, umutlu, mutsuz, mutlu, sevecen, korkan, güven duymayan, kolaycı, hazırcı, fırsatçı, değişmeye direnç gösteren, risk  alarak veya almayarak hayata bakabilen, sorunlardan kaçan ya da üzerine gidebilen, yaşam becerileri olabilen veya olmayan birer fert olarak yaşayıp gidiyoruz bu hayattan. Sanki, içinde yaban otu da bulunan rengârenk çiçeklerle donanmış bir bahçede yaşıyor gibiyiz!..

Bir bakıma herkes kendi yaradılış amacına göre senaryodaki rolünü oynamakla ZORUNLU !.. Sahnede, tüm oyuncular birbirinden etkileniyor görünmesine rağmen, GERÇEKTE kimse kimseyi pek etkilemiyor; sadece etkilenmiş gibi davranıyor...

Bakın, ayeti kerime anlatılmak isteneni ne kadar güzel ve yalın bir şekilde ifade ediyor:

“De ki: Herkes kendi uyarına=temayülüne göre hareket ediyor. O halde kimin en doğru yolda olduğunu Rabbiniz daha iyi bilir.” (İsra 84)

Kısacası; Evrende her birim o ortama uygun biçimde farklı programlarla yaratılmış. Her şey yerli yerinde ve mükemmel, seyretmeyi  bilene!..

İstanbul - 30.01.2003
afyuksel@hotmail.com
sufafy@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com


Üst Ana sayfa e-mail