|
ize
ders verme fırsatını bir an dahi olsa elden bırakmayan Hz.
Resulûllah’ın; “ Şu dağın yer değiştirdiğini görürseniz
ona inanın, ama bir insanın huy değiştirdiğini görürseniz
inanmayın.” şeklindeki sözleri, bir bakıma, “gül bahçesi
için bülbül, gübre yığını için pislik böceği, ateş için
semender” deyimi ile benzerlik taşımaktadır.
Konuyla ilgili
olarak Allah Resulü’nün şu hadisi de çok ilginçtir:
“ Doğu tarafından
gelen, istemedikleri halde cennete sevk edilen birtakım
insanlara hayret ettim.”
Belki karamsar
karşılanacak, ama tamamen gerçeği yansıtan bu tablodan, bizler,
insanların yaratılış amaçlarının sınıflandırıldığını, terkibi ve
kimyasal yapısının bu ayrımı oluşturduğunu ve kolay kolayda
değişmediğini anlıyoruz.
Dünyanın her devirde
yeni bir gelişme sürecine girmesi, insanın değişmesi anlamına
gelmiyor. İnsana egemen olan bakış açısında önemli bir
değişiklik olmadığını, samimiyetsizliğinin, derin korkularının,
kısaca huy ve karakter yapısındaki konumun aynen devam
edegittiğini söylemek bu algılamada mümkün.
Konuyu analiz ederek
neticeye ulaşmaya çalışalım:
Şöyle bir düşünün eskiden
nasıldık?... Arada fark görebiliyor muyuz?... Şimdi çok farklı
olduğumuzu söyleyemeyeceğim; çünkü tespit edilen bir şey varsa,
o da değişmezlik tarafımızın ağır bastığı, hatta değişimin hemen
hemen hiç olmadığıdır.
Bu açıdan bakılırsa toplumsal
bilinçaltımız karıştırıldığında, çıkan sonuçları, gelişmeleri
doğrulayan bu ipuçlarını kolayca yakalıyoruz. Bu yaklaşım,
bireydeki ahlaki zaafı anlamayı, gerçeği görmeyi getirir.
İnsani yaşam, kişilerin kendi
yaşantılarını başkalarıyla karıştırmamayı, ilkesizliği, çifte
standardı, samimiyetsizliği bırakmayı, kuşkularını yanındakine
bulaştırmamayı öngörür. Dolayısıyla, kabul görmediği bir
fikrinden ötürü kimseyi değiştirmeye, etrafı kırıp geçirmeye,
talan edip kurutmaya hakkı yoktur. Ya da bir nedenden ötürü
sorgulama yapacaksa veya bir şeyleri değiştirmek için ısrarla
inat ediyorsa, önce buna kendi hayatından başlamayı denemelidir.
Görülecek ki; değiştirmeye çalıştığı kişinin, yer etmiş bir
yığın duygusundan kurtulabilmesine pek imkân yoktur.
“Anlatılanlara istinaden
değişimin olmadığını kabullenebilir miyiz?” sorusuna
verilecek yanıt ise şöyledir:
Bir insana baskı yoluyla yapılan bir
değişim söz konusu ise ve bunda muvaffak olunuyorsa, temelde bu,
o kişinin ayanı sabitesindeki program ile ilgilidir. Yani
kendisindeki kabiliyet ve istidat istikametinde açığa çıkması
için yapılıyordur. Bu da bir baskı ve değişim gibi
kabullenilemez. Orijin hali öyledir. Görüntüsü ile ilgili
değildir. Ancak, dışta değiştirilmek isteniyor gibi
algılanabilir. Ehlinden başka kimse de işin bu yanına vakıf
olamaz.
İnsan değişir
diyenler aldanıyor!...
İstanbul
- 04.01.2003
afyuksel@hotmail.com
sufafy@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com
|