ir spor klubünün eski Futbol Şubesi Sorumlusu yeni fahri menajerinin, rakip takımla oynanan maç gecesi müsabakanın hakemiyle aynı lokantada yemek yediği söylentileri ortalığı karıştırdı.

Basına yansıyan bilgilerden anlaşıldığına göre, bazı yöneticiler, olayı haber aldıkları anda menajeri telefonla arayarak "Hemen oradan toz ol" uyarısında bulundular.
Şimdi kişi  “ insan kendisinden emin olduktan sonra bunda ne sakınca olabilir? Orada ben de olabilirdim, bir başkası da” diye düşünebilir. Ama yanılır.

Çünkü içi boşalmış  zihniyet maalesef bu değerleri yakalayabilmiş durumda değil. Akla hemen başka şeyleri getirir.

Toplumun değer yargıları her sahaya el atmış durumda. Sadece bu kadarla da kalmaz. Örneğin bu toplumda bir kadınla erkeğin cinselliği paylaşmaksızın sadece dost ya da arkadaş olabilmeleri bile düşünülemez.

Yani bir bakıma, söz konusu koşullarda iki insan arasında değerlerin  olabilmesi  imkânsıza yakındır. Böyle bir  atmosferin yaşanması da pek alışılagelen bir şey değildir.

Şayet iki kişi arasındaki dostluk, toplumun  etik değerlerine uymamaya, genel tanımlara sığmamaya, kalıpları zorlamaya başlamışsa, ortamın sözcüleri hemen harekete geçer. Sanki telafisi mümkün olmayan bir suç vardır ortada. Ve o birey, toplum dışı bırakılır.

Yunanlı düşünür Eflatun’un dediği gibi “büyüklükleri yaşamaya hazır olmayanlar, tek çareyi toplumsal değer yargılarına sığınmakta bulurlar.”

Acaba biz yeterince inansaydık; bu çarpık, çağdan kopuk ve zaman öldürmekten başka hiçbir işe yaramayan toplumun değer yargıları böyle devam eder miydi? En azından öze giden yolda  insanı köstekler miydi?

Geçmişin kıstasıyla vücut bulan yargılardan kurtulmanın ve gerçeği  örtmemenin yolu onları ebediyyen terk etmekten geçiyor.
Buna bütün kalbinizle evet demeyi asla unutmayın.

İstanbul - 19.04.2002
afyuksel@hotmail.com
sufafy@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com


Üst Ana sayfa e-mail