|
 
istisizmin
önemli konularından biri olan kader kavramını yansıtan en güzel söz, Hz.Muhammed (s.a.v)
tarafından dile getirilmiştir:
“ Her şey olmuş bitmiştir. Biz olup bitenleri yaşıyoruz"
Bir anlamda “tekrar” yaptığımızı bildiren
bu ikaza rağmen, başımıza gelenler karşısında, bile bile, kör gibi, sanki sonsuza dek kahrolacak ya
da doruklarda taht kuracak bir hale geliyoruz. Hemen stres ve bunalım devresi başlıyor. Oysa olay, ne
derecede korkunç veya keyif verici olursa olsun, bir müddet sonra yerini yeni heyecanlara
bırakacak, bizler bu kez değişik başka olayların peşinde koşup duracağız.
İnsanın bir anda
olumlu veya olumsuz yönde heyecan duyması vücutta adrenalin
yükselmesi o konunun sizi gelip bulmasıyla ilgilidir. Ve siz
olacakları bilseniz dahi, sonuçta olay bu bedende yaşanacağı ve
hemen adapte olunamayacağı için, heyecan denen duygunun
faaliyeti hemen başlamış olacaktır.
Belki duyguyu hissetmek güzel, coşturucu ve insana keyif
veriyor; ama fazla uzun sürmüyor. Beynin kendi kendini oyalaması gibi bir şey bu durum. Sonunda kaybolup
gidiyor. Bir bakıma, sanal ortam havası var yaşanan heyecanda. Unutulmamalı ki; bugün hayatımızda çok
önemli yeri olan bir olay, evrensel boyutta, hiç denebilecek ölçülere giriyor. Bir paragraflık değil,
bir satırlık yer dahi tutmuyor. Hatta hatırlanmıyor bile.
Bir yerde her şey yaşanıp bitmişse, aşırı heyecan veya
paniğin sebebi acaba nedir ? Bilincimiz yerinde olmasına rağmen , göz önündeki gerçekleri nasıl
göremeyiz ? Niçin alınıyoruz ?
Her fırsatta, düşünce bozukluğuna, aşırı heyecana,
alınganlık ve yanlış yorumlara dayanan, çoğunlukla zulme uğramış gibi krizlere- strese neden gireriz
anlaşılmaz!.. Gözü dönmüş insanoğlu, sanki bir inatlaşmaya girmiş kaderle!. Anlaşılacak gibi değil.
Hz. Resulullah, bu son derece önemli noktayı, yine çok
önemli çarpıcı sözlerle vurgulamış; bir bakıma heyecan denen duygunun, içgüdüsel bir davranış olduğuna
değinmiştir:
O, “ İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar. ” derken,
akabinde tavsiyesi şöyle oluyor.:
“ Ölmeden evvel ölünüz. ’’
Bir an başımızı kaldırıp, kendimize ve çevremize bakalım.
Sakin, sağduyulu bir yaklaşımla yaşama olanağımız yok gibi neredeyse. Bir gürültü patırtı içinde
günlerimiz akıp gidiyor.
İyice düşünelim bu bizim hayatımız!... Ve bir daha geriye dönme, onu yakalama şansı asla bulunmuyor.
İstanbul
- 19.09.2002
afyuksel@hotmail.com
sufafy@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com
|