Bilmek ve Yaşamak


azı kimselerin gündeminde bu kavramların olup olmadığını bilemiyorum; ama bilmek ve yaşamak farklı şeyler. Ne var ki; garip bir ruh haliyle, tanınmadan birbiriyle karıştırılıyor. Bilmek, belli bir plan dahilinde elde edilen niteliktir; eğitimin sonucudur.

Bazı şeylerin bilinmesinin tek başına ne ifade ettiği ayrı bir sorundur; ama bilmek asla yaşamak demek değildir. Bilinmeyen bir şeyin yaşanılması düşünülemez. Bir insan bir konuyu bilir, sonrasında yaşar. Ya da bilmez, yaşaması ise asla söz konusu  olamaz. Bu nedenle “Bilim sahibi olunmadan, fikir sahibi olunamaz “ derler.

Gerçi çok basit bir hale indirgendiğinde bilmek, yaşamak gibi benimseniyorsa da önce bilmenin gerekli olduğu kesin.
Evet, bilmek önemli. Akabinde, bilmenin olgunlaşması, yani yaşamak!.. Kur’an, bu boyutları İlmel Yakiyn, Aynel Yakiyn, Hakkel Yakiyn sözcükleri ile vurguluyor.

Küreselleşen dünyanın gelişiminden, bilgi toplumu olmanın gerekliliğinden bahsedilip durulur. Bu noktadan bakıldığında bilgi edinme ve kaynak bulma çabamızın yeterli olup olmadığı da tartışılır.

Bilen insanlarla konuşulamayan konu yok gibidir. Ne kadar mühim birisi olduğumuzu, bizler yine onların sayesinde öğreniyoruz. İlişkilerin ve dostlukların dozajını, bilenler sayesinde ayarlamıyor muyuz? Bilen bir insanla, duygu ve düşüncelerimizi paylaşmanın zevkini anlatabilir misiniz?
Kendimizin esiri olduğumuzu ve asla bunun farkına varamadığımızı, ya da kaypak bir yapıya sahip olduğumuzu, yine bilme sayesinde fark edebiliyoruz. 

Aslında bazı kimselerin kafasında bilmekle, yaşamla ve değişimle ilintili hiçbir şey yok. Onlar, bilmek ve yaşamak yerine, sürekli gündeme gelen yapay olayların peşindeler. Sonrasında ise takip ettikleri konuları unutup gidiyorlar; çünkü dışarıya bir takım faaliyetler içinde olduğu izlenimini verebilme çabasındalar. Bu nedenle bir şeyi bilmek için analiz etmeye, tefekkür etmeye tahammülleri yok. Farklı görüşleri değişik isimlerle anmalarının sebebi bu. Kısacası; bilgisizlik ve yaşamsızlık, saçma sapan görüntülerle dolu rüyalardan, kısa sürelerde uyanmak gibi bir şey...

Bilmeyi talep edenin yaşam yoluna adım atacağını ve insanlık basamağında mutlaka yer edinebileceğini düşünüyorum. Bilmek insana mücadele, istek, cesaret, yeni umutlar, yeni bir yaşam, diriliş, uyanış ve kararlılık veriyor. 
                                                                                                                                Din bireylerin mutluluğu, toplumun düzeni, ölüm ötesinin açıklanması içindir. Bu hususlar bilinmeden din denen olgunun yaşanabilmesi imkânsızdır. İman edebilmek için önce iman edilecek hususları bilmek şarttır. Örneğin Meleklerden bahsederken, az da olsa melekler hakkında bir bilgiye sahip olmak gerekir.

Evet.. Her işin başı bilmekten geçiyor. Bilmemenin tutsağı durumuna gelen ise ancak hayalinde yaşıyor. 
İşin ilginç bir yanı daha var: Kendilerini önemseyenler yani bilenler, bu hallerini, geciktirmeden yaşama dönüştürmek zorundalar.Tam teslimiyet denen hal bu tarzı öngörüyor. 
Zira, bilmek bir yere kadar ama yeterli değil !..

İstanbul - 09.01.2003
afyuksel@hotmail.com
sufafy@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com


Üst Ana sayfa e-mail