|
İSA ALEYHİSSELAMIN HATEMÜLENBİYANIN
GELECEĞİNİ TEBŞİRİ
Cenâb-ı
İsa hakikal-i Muhammediyenin ruhiyeti mesa besinde olacağı için
onun ahdi yani yapılmasını üzerine aldığı işler sallallahü
aleyhi ve sellem efendimizin ahdi alîlerine bitişik olduğundan,
kendisinden sonra Ahmed is minde bir resûli zîşan geleceğini müjdelemiştir.
Nitekim süre-i sâfda 6. ayette (vaktaki Hazret-i Meryemin oğlu İsa
dedi, ey benî israil ben, benden mekaddem olan tevratı tas dik ve
benden sonra Ahmed isminde gelecek peygamberi tebşir edici olduğum hâlde
muhakkak Allahın resûliyim vaktaki İsa gidüb hatemülenbiya
beyyinat ile geldi, bu ga yet açık sihirdir dediler.)
Mesneviden
beyt tercemesi:
(O
bahr-ı safa olan reis-i peygamberân, Mustafa salla-lallahü aleyhi
ve sellem efendimizin na't-i şerifi İncil'de var idi ve onların
hilye-i şerifeleri ye şekilleri.ve gazaları ye oruçları ve
ekilleri mezkûr idi.) Hâlen nasârâda mevcud olan dört İncil lisân-ı
İbranî üzere Hazfet-i İsa aleyhisselâ ma gönderilen incil-i şerif
değildir. Böyle bir İncil'in bugün mevcud olmadığını Hıristiyanlar
da itiraf etmektedir ler. İncirin âyetleri gönderildikçe, İsa
aleyhrsselâm esba bına tebliğ buyurur ve onlarda ezberler idi.
Nitekim İsa aleyhisselâm gittikten sonra herkes hafızasında olan
İncil ayetlerini ve Hazret-i İsa'nın hadislerini toplamak'sûretile
bir incil yazmağa başladı. Ve bunlara kendi işittikleri ve gördükleri
bazı menâkıbi de dâhil ettiler. Bu sebeplerden dolayı İncili
zabt etme meselesi pek karıştı ve bu tarzda yazılan İnciller'de
ihtilâf olacağı tabiidir. Bundan dolayı nasara bir cem'iyet kurdu
bu cem'iyet İncil nâmmdaki bü tün eserleri toplayub tedkik etti. Münderecatmda
birbirle rine muhalif kısımlar olmasına rağmen zarurî olarak dört
İncili kabule karar verdiler. Bunlardan biri İbranî lisanı.ile
üçiide Yunanca yazılmıştır. Bunların müellifleri, Metta,
Markos, Luka, Yohahna'dır. Üçünün Yunanca yazılması İskender-i
Rumînin meşhur olan istilâsından sonra Mısır, Sudan, Kudüs
vesair bir çok yerlerde muhabere lisânının yunanca olmasındandır;
halen hıristiyanlar arasında en çok tululan bu dört İncirden
Yohanria'mri (Yuvanik) İncilinde der ki (İsa aleyhisselâm"İıavâriyûna
buyurur. Vaktaki Pa raklityüs gelir ben anı peder tara f ınttan gönderirim.
O ha kikâtin ruhu olub, Allahdah münbaisdir. ve Paraklityüs be yanâtıma
dair şehadet edecektir.) ve yine incil'de yazıl iniştir ki
(Hazret-i İsa aleyhisselâm buyurmuştur. Ben git mez isem paraklityüs
gelmez). Paraklityüs hakkındaki iza hata gelince: Bu Yunanca kelime
İncil'de bu telaffuz dâ iresinde yazılmış olub, Yunan lisanında
mânâsı (kendisin den niyaz olunmuş ve niyaz olunur) demektir.
Halbuki şimdiye kadar hiç birjnillette bu mânâyı taşıyan bir
insan ismine tesadüf olunmamıştır. Bunun (Perikletyüs) kelime
sinden geldiği bellidir. Zira (Perikletyüs) lafı Yunan lisâ nında
tamamı tamamına (ahmed) mânâsındadır. Ve yukarı daki meali yazılı
süre-i Sâfdaki
âyet-i kerimede İsa aley hisselâmm kendisinden sonra geleceğini
tebşir buyurduğu resulün ismi (Ahmed) olarak gösterilmesi dahî bu
düşün ceyi destekler. Ve sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz, İsa
aleyhisselâmın buyurduğu gibi hakikatin ruhudur. Çün kü cem-i'
hakâyıkı câmi'dir, yani bütün hakikatler kendi
sinde
toplanmıştır. Nitekim sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz
buyururlar (Cenâb-ı Hakk'ın ilk yarattığı şey benim rûhumdur)
çünkü vücûdu mutlak'in yani Cenât-ı Hakk'ın ilk tecelli
mertebesi ulûhiyet mertebesidir. Ervah yâni ruhlar mertebesi ise
gayriyetle zuhur mertebesinin ih tidası olub, ilk müteayyin yani oluşan
şey Muhammed sal lallahü aleyhi ve sellem efendimizin ruhu küllisi
idi. Bina enaleyh onlar hakikatin ruhu olur ve Allah tarafından, seçi
lerek gönderilmiştir. Nitekim hadisi şerifde (Ben Allahın nurundan
ve müminlerde benim nûrumdandır.) buyurulmuştur. Bu hadisi şerifler,
İsa, aleyhisselâmm beyanâtı aliyyelerinin aynıdır. Ve İsa
aleyhisselâmın peder tarafın dan gönderirim buyurulması vahdet-i
nübüvvete yani pey gamberliğin bir olduğuna işarettir. Zira enbiyâ,
esma hase bile başka başka isede nübüvvetin küllî mânâsı
hasebile bir tek şahıs hükmündedir. Onun için Kur'ân-ı Kerim'de
(resuller birdir aralarında fark yoktur) mealindeki âyet-i kerimede
buyurulmuştur. Zira birisini inkâr eden, hepsini inkâr etmiş olur.
Binae'naleyh İsa aleyhisselâmın ulûhiye tiıı zuhur mertebesinde
butun mertebesine gitmesi, butun da olan teayyün-ü Ahmedî sallallahü
aleyhi ve sellem efendimizin ulûhiyet tarafından zuhur mertebesine gönde
rilmesini ınûcibdir. Ve İncil'deki (peder) tâbiride yukarıda izah
edilmişti. Ahmed sallallahü aleyhi ve sellem efendi miz, Isa
aleyhisselâmın buyurduğu gibi olduğuna Kur'ân-ı Kerim ile ve
hadis-i şerifeler ile onun beyanâtına şehâdet etmektedir.
<devam
edecek>
Ahmed
Avni Konuk
İstanbul
- 29.10.2002
http://sufizmveinsan.com
|