9. Bölüm


İSA ALEYHİSSELAMIN HATEMÜLENBİYANIN GELECEĞİNİ TEBŞİRİ

Cenâb-ı İsa hakikal-i Muhammediyenin ruhiyeti mesa besinde olacağı için onun ahdi yani yapılmasını üzerine aldığı işler sallallahü aleyhi ve sellem efendimizin ahdi alîlerine bitişik olduğundan, kendisinden sonra Ahmed is minde bir resûli zîşan geleceğini müjdelemiştir. Nitekim süre-i sâfda 6. ayette (vaktaki Hazret-i Meryemin oğlu İsa dedi, ey benî israil ben, benden mekaddem olan tevratı tas dik ve benden sonra Ahmed isminde gelecek peygamberi tebşir edici olduğum hâlde muhakkak Allahın resûliyim vaktaki İsa gidüb hatemülenbiya beyyinat ile geldi, bu ga yet açık sihirdir dediler.)

Mesneviden beyt tercemesi:

(O bahr-ı safa olan reis-i peygamberân, Mustafa salla-lallahü aleyhi ve sellem efendimizin na't-i şerifi İncil'de var idi ve onların hilye-i şerifeleri ye şekilleri.ve gazaları ye oruçları ve ekilleri mezkûr idi.) Hâlen nasârâda mevcud olan dört İncil lisân-ı İbranî üzere Hazfet-i İsa aleyhisselâ ma gönderilen incil-i şerif değildir. Böyle bir İncil'in bugün mevcud olmadığını Hıristiyanlar da itiraf etmektedir ler. İncirin âyetleri gönderildikçe, İsa aleyhrsselâm esba bına tebliğ buyurur ve onlarda ezberler idi. Nitekim İsa aleyhisselâm gittikten sonra herkes hafızasında olan İncil ayetlerini ve Hazret-i İsa'nın hadislerini toplamak'sûretile bir incil yazmağa başladı. Ve bunlara kendi işittikleri ve gördükleri bazı menâkıbi de dâhil ettiler. Bu sebeplerden dolayı İncili zabt etme meselesi pek karıştı ve bu tarzda yazılan İnciller'de ihtilâf olacağı tabiidir. Bundan dolayı nasara bir cem'iyet kurdu bu cem'iyet İncil nâmmdaki bü tün eserleri toplayub tedkik etti. Münderecatmda birbirle rine muhalif kısımlar olmasına rağmen zarurî olarak dört İncili kabule karar verdiler. Bunlardan biri İbranî lisanı.ile üçiide Yunanca yazılmıştır. Bunların müellifleri, Metta, Markos, Luka, Yohahna'dır. Üçünün Yunanca yazılması İskender-i Rumînin meşhur olan istilâsından sonra Mısır, Sudan, Kudüs vesair bir çok yerlerde muhabere lisânının yunanca olmasındandır; halen hıristiyanlar arasında en çok tululan bu dört İncirden Yohanria'mri (Yuvanik) İncilinde der ki (İsa aleyhisselâm"İıavâriyûna buyurur. Vaktaki Pa raklityüs gelir ben anı peder tara f ınttan gönderirim. O ha kikâtin ruhu olub, Allahdah münbaisdir. ve Paraklityüs be yanâtıma dair şehadet edecektir.) ve yine incil'de yazıl iniştir ki (Hazret-i İsa aleyhisselâm buyurmuştur. Ben git mez isem paraklityüs gelmez). Paraklityüs hakkındaki iza hata gelince: Bu Yunanca kelime İncil'de bu telaffuz dâ iresinde yazılmış olub, Yunan lisanında mânâsı (kendisin den niyaz olunmuş ve niyaz olunur) demektir. Halbuki şimdiye kadar hiç birjnillette bu mânâyı taşıyan bir insan ismine tesadüf olunmamıştır. Bunun (Perikletyüs) kelime sinden geldiği bellidir. Zira (Perikletyüs) lafı Yunan lisâ nında tamamı tamamına (ahmed) mânâsındadır. Ve yukarı daki meali yazılı süre-i Sâfdaki âyet-i kerimede İsa aley hisselâmm kendisinden sonra geleceğini tebşir buyurduğu resulün ismi (Ahmed) olarak gösterilmesi dahî bu düşün ceyi destekler. Ve sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz, İsa aleyhisselâmın buyurduğu gibi hakikatin ruhudur. Çün kü cem-i' hakâyıkı câmi'dir, yani bütün hakikatler kendi

sinde toplanmıştır. Nitekim sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz buyururlar (Cenâb-ı Hakk'ın ilk yarattığı şey benim rûhumdur) çünkü vücûdu mutlak'in yani Cenât-ı Hakk'ın ilk tecelli mertebesi ulûhiyet mertebesidir. Ervah yâni ruhlar mertebesi ise gayriyetle zuhur mertebesinin ih tidası olub, ilk müteayyin yani oluşan şey Muhammed sal lallahü aleyhi ve sellem efendimizin ruhu küllisi idi. Bina enaleyh onlar hakikatin ruhu olur ve Allah tarafından, seçi lerek gönderilmiştir. Nitekim hadisi şerifde (Ben Allahın nurundan ve müminlerde benim nûrumdandır.) buyurulmuştur. Bu hadisi şerifler, İsa, aleyhisselâmm beyanâtı aliyyelerinin aynıdır. Ve İsa aleyhisselâmın peder tarafın dan gönderirim buyurulması vahdet-i nübüvvete yani pey gamberliğin bir olduğuna işarettir. Zira enbiyâ, esma hase bile başka başka isede nübüvvetin küllî mânâsı hasebile bir tek şahıs hükmündedir. Onun için Kur'ân-ı Kerim'de (resuller birdir aralarında fark yoktur) mealindeki âyet-i kerimede buyurulmuştur. Zira birisini inkâr eden, hepsini inkâr etmiş olur. Binae'naleyh İsa aleyhisselâmın ulûhiye tiıı zuhur mertebesinde butun mertebesine gitmesi, butun da olan teayyün-ü Ahmedî sallallahü aleyhi ve sellem efendimizin ulûhiyet tarafından zuhur mertebesine gönde rilmesini ınûcibdir. Ve İncil'deki (peder) tâbiride yukarıda izah edilmişti. Ahmed sallallahü aleyhi ve sellem efendi miz, Isa aleyhisselâmın buyurduğu gibi olduğuna Kur'ân-ı Kerim ile ve hadis-i şerifeler ile onun beyanâtına şehâdet etmektedir.

<devam edecek>

Ahmed Avni Konuk
İstanbul - 29.10.2002
 http://sufizmveinsan.com

 


Üst Ana sayfa e-mail