|
FASIL
VI İSA ALEYHÎSSELÂMIN VEFATI VE REF'İ
MESELESİ
Yehûdiler
tarafından İsa aleyhisselâma vâki' olan su ikast hakkında iki
rivayet vardır;
1-
Birinci rivayete göre, İsa aleyhisselâm maslûben ya ni çarmıha
gerilerek şehid edilmedi; belki ref' olundu yani göğe kaldırıldı.
Ve ona kasd eden onu öldürmek isteyen yehûdilerden birisi Allah
tarafından Hazret-i İsa suretine benzetildi, diğer yehûdilerde onu
Hazretti İsa zannı ile çarmıha germek sûretile îdâm ettiler. Ve
bu rivayet'in sa hibleri sûrei Nisanın 157. ve 158. âyetlerini hüccet
olarak göstermektedirler.
2-
İkinci rivayetin sâhibleride derlerki yehûdiler Haz ret-i İsa'yı
tutdukları vakit, beraber iki hırsızda tutmuşlar dı. Onların
üçünüde çarmıha gerdiler sonra oradan indirip o devrin i'dâm usûlüne
göre kemiklerini kırıp parçalamak sûretile kati etmeğe başladılar
ve iki hırsızı öyle yaptılar, Sıra Hazret-i İsa aleyhisselâma
geldiğinde o Hazret-i vefat etmiş buldular ve lâkin yan tarafından
bir mızrak sapladı lar ve oradan kan akdi. Binaenaleyh bu işin
failleri biz onu maslûb kıldık yani çarmıha gerdik dediler. Zaten
burada "salb" kelimesi kemik çıkarma manasınadır,
"Sulb" keli mesi ise dar ağacı mânâsına gelir. Burada
eshâb-ı salb, "kemik çıkaran kimseler" manasınadır.
Şu halde o Hazreti, Yehûdiler, Kuran'da (Ve mâ kâtelûhu)
buyurulduğu üzere kati etmediler, Belki o Hazret kendi kendine
ruhunu teslim etti. Yine kuranda (ve lâkin şübbihe lehüm)
buyurulduğu üzere maslûblara yani kemikleri çıkarılanlara
benzetildi. Bu sebeble hasara arasında Hazret-i Mesih aleyhisselâm
hakkında ihtilâf husule geldiki bunlardan bir kısmı Mesih
aleyhisselâm yerine ona benzetilmiş olan Yehûdiyi katl ve salb
ettiler dediler. (Halbuki kur'anı kerimin müfessir leri bu bahse pek
az muttali' olduları için İsa aleyhisselâm hakkında Nasaradan bu
kısmın sözünü ihtiyar etmişlerdir.) Halbuki Kur'ân-ı Kerimde
onların o'sözleri red edilmiştir. Çünkü Hak Tealâ Enbiya sûresinin
34. âyetinde (yâ habi bim senden evvel gelen ricalden bir recül içün
hüld ve bek'â kılmadık) buyurulmuştur. Bu âyeti kerimeye naza
ran sallallahü aleyhi vesellem efendimizin evvel gelen bi'1-cümle
enbiyânın vefat etmiş olmaları lâzım gelir. Tal ha ibni Ali
hazretleri Cenâb-ı İbn-i Abbas'dan bu ciheti ri vayet ettiği gibi,
rivayet-i Vehb dahî bu merkezdedir. Sûre-i Nisanın nüzulünden
sonra idi, Hatıb ibn-i Mültebea radı yallahü anlı Mısır meliki
olan Mukavkis peygamberimizin mektubunu götürdüğü zaman Mukavkis
Cenâb-ı hâtıba hi taben (eğer sizin sahibiniz nebî ise'Mekke'den
Medine'ye hicret etmemesini niçin Cenâb-ı Hakdan niyaz etmedi) di
ye i'tiraz etmesi üzerine, Hazret-i Hâlıb'da ona hitaben (İsa
aleyhisselâm riebî idi niçin çarmıha gerilmemesini Hakdan niyaz
etmedi) buyurduğu meşhurdur. İşte Hazret in bu sözüde yukarıda
zikri geçen rivayeti te'yid eder. İşte ikinci rivayette budur.
Bedrüddin-i
Simavî kaddesallahü sırrahu (Varidat) nâ mındaki.risale-i
şerifelerinde bu rivayete muvafık olarak buyurdu ki (İsa aleyhisselâm
ruhu ile diri unsurî cesedi ile ölmüşdür. Ve lâkin rûhullah
olub, üzerine rûhâniyet galib olacağı için gâlib olan rûhâniyetin
hükmü ile ölmedi dedi ler. Yoksa cesed-i unsûrîsi için ölmemek
muhaldir. Cidden iyi anla; sekiz yüz sekiz senesine tesadüf eden bir
Cum'a gününde iki adam hazır oldu. Birisinin elinde İsa aleyhis
selâmın cesedi var idi. Halbuki o meyyit idi. Güya İsa aleyhisselâmm
bedeni vefat ettiğini bize tenbih eyledi val lahü a'lem).
Her
iki rivayetin tevfiki ve bu babdaki ayet-i kerimenin tefsiri: Cenâb-ı
şeyh-i ekber Muhyiddin-i Arabî radıyalla hü anh'ın Füsûsu'l-hikem
adlı eserinin İsevî fassında be yân buyurdukları ebyat-ı
şerifesi her iki rivayetin birbirine uygun olduğuna ve âyet-i kerîmenin
tefsirine kifayet eder. Bu ebyât-ı şerife bu eserin birinci
faslmdadır. Orada buyu rurlar kiT (Rûhullah) tesmiye ettiğin
tabiattan mutahhar olan ve anda tekevvün ettiği için anda ikâmeti
uzadı). Şim di İsa aleyhisselâmm bedeni tabiatın hükümlerinden
temiz olarak oluşmuştur.Böyle bedenlerden şekillenmiş ruh, yani
ruhu musavver olduğundan gözümüzle görülür elimizle tu
tulabilir. Bunun benzeri rüya âlemidir, rüya gören bir kini şe rüyasında
gördüğü bir sjûreti hisson görür ve eliylede tu tar ve
konuşur. Fakat-kendi vücûduda bu hayal alemine göre oluşmuş bir
vücûddan ibarettir,-çünkü rüyada vücû duna bir bıçak
saplansa acı ve elem çeker fakat bu vücud müteessir olmaz ve bıçak
yarası yoktur, İşte tuttuğu ve gördüğü vücûd dahî kendi vücûdu
gibidir. Hadisi şerifde mealen
(İnsanlar uykudadır öldükleri zaman uyanırlar.) ve yine (dünya
uyuyanın hükmü gibidir) büyürulduğu üzere bu âlem-i his ve
şehâdet dahî hayâlden başka bir şey değil dir. Ancak hayâl-i rüya
ile hayâl-i şehâdel arasında kesafet ve letafetten başka bir fark
yoktur. Bazan biri kesif diğeri lâtif olarak iki hayal tekabül
eder, bu tekabül Hazret-i şe hâdet dediğimiz bu aleme mahsusdur.
Hayâl-i kesif bu ale min icâbı olan tabiat hükmünün tesiri
altında olduğundan, o bu alemin hükümlerine tâbi olur. Fakat
hayal-i lâtif, tabi at hükmünün tesiri altında olmadıkından,
ondan bu âlemin hükmüne
muhalif hareketler zuhur eder. Bu gibi tekabülün emsali evliyaların
menâkiblerinde pek çoktur. Anlayanlar görmeseler dahî kabul ve
tasdik ederler. Anlamayanlar görseler dahi red.ve inkâr ederler.
Bizim sözümüz anla yanlaradır.
İşte
İsa aleyhisselâm ile Yehûdî'lerin bedenleri arasın daki münasebette
böyle idi yani-İsâ aleyhisselâm bu âlem de nûrânî hayat ile,
Yehûdiler ise tabiî hayat ile yaşarlar idi, Binâenaleyh Yehûdiler
Hazret-i İsa'nın bedenini kendi bedenlerine kıyas ettiler. Ve onu
kati ve sâlb sûretile öldür düklerini zannettiler. Bu hakikate
dikkat etmediklerinden, birinci rivayeti nakledenler İsa aleyhisselâmın
yerine Ye hûdilerden birisinin ona benzetilerek sâlb ve kati edildi.
İsa aleyhisselâm ise cismile beraber ref olundu. İkinci ri vayeti
nakledenler işe (Yâ Habibim senden evvel gdfenler den kimseye beka
kılmadık) mealindeki âyet-i kerimeden istidlal ederek İsa
aleyhisselâmın sureta çarmıha Gerilmekle bu fi'lin tesiri
olmaksızın kendi kendine teslim-i ruh eylediğini beyân ederler.
Halbuki bu âyet-i kerime ancak tabiî hayat ile yaşayan kimse
hakkındadır. Eğer -nûrânî ve ru hanî hayat ile, yaşayan zevata
şâmil olsa idi, Kur'ah-ı Ke rim'de Musa aleyhisselâm ile olan
vak'ası beyan buyuru-lan ve Hâtem-i enbiya zamanında hatta ondan
sonrada ve halende hayatta bulunan;Cenâb-ı Ebü'l-Abbas
Hızır'ında sallallahü aleyhi ve sellemden evvel vefat etmiş
olması lâ zım gelirdi. Nitekim kesif vücûdu-letâfet-i ervaha
tebeddül etmiş olan Bayezid-i Bistami ve saire gibi ekâbir-i evliya
kaddcsallahü esrârehüm hazretlerinden bu hal vâki' oldu. Hazret-i
İsa'nın lâtif cismine Yehûdiler yapacağım yaptık tan sonra vücûd,
hakikatin zahirinden batınına tef' edile rek gâib oldu. Bu gâib
oluş âyetlerde izah edileceği üzere fevt ve ref' yani yukarı çekilib
gâib olmak isede tabiî ölüm değildir. Sûre-i Nisanın 158. âyet-i
kerîmesinde (Allah onu yükseltib kendine kaldırmıştır...) ve
Al-i Imrân sûresinin 55, âyet-i kerîmesinde (... Ey İsa, şüphesizki
seni öldüre cek olan benim, seni kendime yükseltib kaldıracak,
seni küfr edenlerin içinden tertemiz çıkaracak benim...) mealin
deki âyet-i kelimelerde İsa aleyhisselâmın ulûhiyetin bâtın
cihetine yükseltildiği anlaşılır. Ve yine Kuranda (o, hem
evveldir,.hem ahirdir, hem zahirdir, hem batındır...) ve.yi ne,
(meşrikde Allah'ındır, magribde. Onun için nereye dö ner yönelirseniz
Allahın yüzü oradadır. Şübhe yok ki Al lah vâsi'dir, hakkile
bilicidir.) mealindeki âyet-i kerimele rinde buyuran Hak Tealâ
hazretlerinin bir husûsi mekânımı vardıki cism-i lâtif oraya
kaldırılsın hele zikrolunan âyet-i kerimelerde (ileyhi)* ve
(ileyye)** zamirlerinden "sema" mânâsının istihracı
hakka mekân isbatını mütezammın olacağı için hiç caiz değildir.
<devam
edecek>
Ahmed
Avni Konuk
İstanbul
- 19.11.2002
http://sufizmveinsan.com
|